Türkiyede Görülmesi Gereken 5 Antik Tiyatro

Onlar medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu'da sanat binlerce yıl öncesine kadar uzanıyor. Tiyatro oyunlarının oynandığı ve gladyatör dövüşlerinin yapıldığı antik tiyaro mimarisi, kabartmaları, taş işçiliği, akustiği ve 24 bin kapasiteye ulaşan kapasiteyle kanıtlıyor. İşte ülkemizde mutlaka görülmesi gereken antik tiyatrolar sizlerle..

1.) Aspendos Antik Tiyatro 
Aspendos Tiyatrosu Roma mimarisinin özelliklerini taşıyan bir yapıdır. Antik kent, yamaca yaslanmış olan küçük bölümü ve düz kemerler üzerine inşa edilmesi, Roma dönemi mimarisinin özelliklerini yansıtmaktadır. Tiyatronun bazı kısımları onarılmış ve daha düzgün hale getirilmiştir. Oturma yerleri ve kaplamalarda kullanılan mermer, tarihi yapının günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Uzun ve dar olan sahne binası, esas yüksekliğini bozmamıştır. Yatay şekilde uzanan sahne yapısı çok katlı olarak inşa edilmiştir. Sanatçıların kullandıkları kapı ile 5 kapıya sahip olan Aspendos Tiyatrosu, daha küçük kapılarla birlikte kapı sayısı çok olan bir yapı özelliği göstermektedir.

Yarım daire şeklinde ve zemini taş döşeli olan tiyatronun bu yapısının bir kısmı hala bozulmamıştır. Etkileyici hikayesi ile pek çok kişinin ilgisini çeken Aspendos Tiyatrosu, mimarisi ile de göze hitap eden tarihi yapılardan biridir. Antalya’ya turistik açıdan değer katan bir yer olmasının yanı sıra, konser ve kalabalık organizasyonların gerçekleştirilmesi için oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Akustik orkestrası ile ünlü olan bu tiyatro, Roma tiyatrosunun sahne kısmı ile bugünlere gelmiş yapılarından biridir. En küçük bir sesi dahi orkestranın en üst kısmına iletebilme özelliği ile hayranlık uyandıran Aspendos Tiyatrosu, pek çok sanatçının konserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ülkemizde bulunan ve eski dönemlere ait olan yapılardan biri olarak, herkesin mutlaka gidip görmesi gereken yerlerden biridir.

2.) Pergamon Antik Tiyatro
Dik bir yamaç üzerine yükselen Bergama Tiyatrosu etkileyici görünümüyle Helenistik dönemin en güzel mimari eserlerinden biridir. Tiyatrolar, gerek Anadolu ve gerekse Antik Yunan’da halkın en önemli etkinlik alanları ve biçimiydi. Helenistik Mimari yapılanmasında birinci sırayı tanrı evi olarak tanımladıkları tapınaklar alırken, ikinci sırayı tiyatrolar almaktaydı. Tapınaklarda tanrılarına sunumlarını yaptıktan sonra, trajedi ve komedilerini de halka sunmaları gerekiyordu. Bu sunumlar için oluşturdukları ilk mekânlar tiyatrolar için bir başlangıç olmuştur.

Başlangıçta halk dairesel bir meydanın çevresinde toplanır, meydanın merkezindeki sunucuyu, ilahiler okuyan koroyu ve oyuncuları seyrederlerdi. Daha sonraları bu meydanın bir tarafına sahne; onun karşısına da, herkes sahneyi rahat görebilsin diye, yamaç yüzeyler üzerinde yarım daire biçiminde ve basamaklı olarak yükselen oturma yerleri yapılmıştır.  Romalılar bu planı biraz daha geliştirip, tiyatro alanını ve seyirci sayısını en az iki katı olacak şekilde büyütmüşlerdir.

Ayrıca, oturma sıralarını yapmak için yamaç yerler aramak yerine, istedikleri yerde aynı koşullar sağlayacak şekilde inşa edebilmişlerdir. Aspendos ve benzeri tiyatrolar bu düşünüşün uygulamalarıdır. Bergama Akropolü’nde, Athena Tapınağı’nın batısındaki dik yamaçta, yaklaşık 10 bin kişilik bir tiyatro yer alır. Helenistik dönemde yapılan tiyatronun uçuruma bakan ön tarafı setlerle sağlamlaştırılmıştı. Tiyatronun ahşap bir sahnesi vardı ve bu sahne sökülüp takılabilecek biçimde yapılmıştı.

Tiyatro, arazinin doğal yapısı dikkate alınarak, dik bir yamaç üzerine kurulmuştur. Erken dönemde inşa edilmiş olan tiyatronun bu günkü hali, Roma İmparatoru Hadrianus zamanında gerçekleştirilmiş. Türkiye’nin en çok oturma yerine sahip antik tiyatrosudur. Batıya bakan tiyatro üç kademeli olarak inşa edilmiş.Genişliği 3 ayak 10 parmak olan iki orta yol, bu üç kademeyi birbirinden ayırır. Tiyatronun birinci kademesinde 25, ikinci kademesinde 33 ve üçüncü kademesinde de 22 oturma sırası bulunmaktadır. Toplam 80 oturma sırasının bulunduğu tiyatro, doğal arazi şartları gereği ince, uzun ve dik olarak inşa edilmiştir. Uzaktan kuş bakışı bakıldığında bir yelpazeyi andırmaktadır. Gerek mekânın yüksekliği, gerekse doğal arazi koşulları gereği eğimi nedeniyle Bergama Akropolü ve tiyatrosunun görülmesi gereken yerler listenizde yer almalıdır.

3.) Hierapolis Antik Tiyatro
Antik tiyatro, Pamukkale yakınlarında bulunan ve Yunanca, "Kutsal şehir" anlamına da gelen Hierapolis Antik Kenti sınırlarında yer alıyor.M.Ö. 190 yılında 2. Eumenes tarafından kurulan ve daha sonra Roma egemenliğine giren şehir depremlerle yıkıldıktan sonra tamamen Roma mimarisine göre şekillendirildi. İsa'nın
havarilerinden Aziz Philippus'un burada öldürülmesi şehre dini bir önem kazandırdı. M.S. 395'te Bizans'ın, daha sonra 1210'da Anadolu Selçukluları'nın sınırları dahilinde kalan antik şehirdeki tiyatro sahnesinde gladyatör dövüşleri de yapıldı.Kapasitesinin 9.500 kişi olmasından dolayı şehir nüfusunun 95.000-100.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

4.) Milet Antik Tiyatro 
Miletos’un sınırları çok geniş alanlara yayılmaktadır. Bu kente ilk girdiğiniz anda Milet antik tiyatrosuyla karşılaşacaksınız. Bu mimari Yunan ve Roma mimarisinin bir örneğidir. Antik tiyatro 5300 kişilik olarak başlasa da Roma döneminde kapasitesi arttırılarak 15000 kişi alacak hale getirilmiştir.

Sahnenin katları arasında galeri tiyatro gibi parçalar ayakta kalmıştır. Bu parçalar yapıyı canlı tutmaktadır. Tiyatroda çeşitli geçişler vardır bu geçişler sonrasında limana ulaşabilirsiniz. Kent 4 tane büyük limana sahiptir. 2 tanesi Aslanlı limandır. Aslanlı liman denilmesinin sebebi 2 aslan heykeli arasına bağlanarak zincir ile kapatılan limandır.

5.) Xanthos Antik Tiyatro
Antik çağda Likya’ya başkentlik yapan Ksanthos MÖ 8 yy’da inşa edilmiş. Erken Hıristiyanlık dönemine ait kilise, akropol ve tiyatro öne çıkan eserler.Gladyatör dövüşlerinin yapıldığı iki katlı tiyatro 3 bin kişilik kapasiteye sahip.